8 Haziran 2012 Cuma




Alışveriş merkezlerinin gelişimi ve günümüzde kullanımı

Günümüz Türkiye’sinde  kentsel projeler,kentsel dönüşüm kelimeleri fazlaca sık kullanılmaya başlandı.On sene öncesine kadar  vatandaşın tanımını bilmediği bu olgular şimdi televizyon programlarında,sokaklarda,evlerde hatta kahvehanelerde bile  tartışma konusu haline geldi.Peki bu durumunun kent üzerinde ki etkisi dışında kentliler üzerindeki etkisi üzerinde yeterince duruluyor mu acaba?Kentsel dönüşüm adı altında dokunduğunuz her bir taş,orada yaşayan,yaşamış olan kentlinin anısı,hatta bir parçasıdır.İnsanları onların ‘iyiliği için’ sebebi altında anılarından,yaşamından kopartma hakkı kimseye ait değildir.

   Yapılan her bir proje ile farkında olmadan yavaş yavaş  yaşam tarzımız değişti.Bu değişim kimilerine göre olumlu bir değişimken kimilerine göre ise geri dönüşü olmayan zarar verici bir değişim,bazıları ise yaşamımızın nasıl değiştiğinin farkında bile değil.Elbette şu anda son moda olan yaşam tarzlarının da modası geçecek ve yeni arayışlar içinde başka başka modalar ortaya çıkacak,onlar da tüketilecek ve bu kısır döngü olarak devam edecektir.Peki bunun bir çözümü var mı?Tabiki hayır.İnsanlara ne sunuluyorsa onlarda tercihleri doğrultusunda hareket ediyorlar ve bu şekilde yaşamlarını sürdürüyorlar.Zaten bu duruma çözüm aramak gibi bir düşüncede de değil hiç kimse.Ortada ki sorun insanların sunulan yaşam tarzlarını hemen benimseyebilmesi değil bu değişimin çok hızlı bir şekilde gerçekleşebilmesidir.

    Bu sorunsalın oluşmasına sebep olan  toplu konut,AVM,rezidans gibi projeler  İstanbul’un artık önemli bir parçası haline geldi.Gazeteleri açtığınız zaman 2 sayfa haber varsa en az 2 sayfa da bu tip projelerin renkli,cıvıl cıvıl reklamları var.Mimari harikalar diye  boy gösteren bu reklamlarda ki projeler insanların almaya uğraştıkları,oralarda yaşamak için borçlandıkları projeler. Tabiri caizse bazı insanların öyle yerlerde yaşamak için can attıklarını biliyoruz.Fakat o yaşamları arzu eden insanların bir çoğu  istediklerini elde ettikleri zaman , kısa süre sonra eski mahalle yaşamını,komşuluk ilişkilerini ,evlerine yürüyerek gitmeyi özlüyor.sunulan bu imkanlar sonucunda yapılan bu tercihler insanları mutlu etmemekle birlikte,zaten varolan toplumsal katmanlar daha net çizgilerle çizilmiş,rahatsız edici boyutlara ulaşmış oluyor.
    
 Bu bağlamda insanların yaşamına doğrudan etki eden başka bir proje grubu ise AVM’ler, yani alışveriş merkezleri..
  
Alışveriş merkezleri aslında şu anki modern anlamda çokta eski bir yapı türü değil.Fakat alışveriş merkezlerine dükkanlar topluluğu olarak bakarsak süreç çok daha fazla uzuyor.Hatta bu anlamda yapılan dünyanın ilk alışveriş merkezi İstanbul’da bulunan Kapalı Çarşı diyebiliriz. Kapalıçarşı, Nuruosmaniye, Mercan ve Beyazıt arasında 22 kapılı ,64 cadde ve sokak ile 16 handan oluşan dev bir yapıdır. Fakat günümüz AVM’ler  ile kapalı çarşının ne yapısal özellikleri benzerlik gösteriyor,ne de  içerine soluduğunuz hava.Bir kat çıkmak için  bütün mağazaların önünden geçirten,rotanızı başkalarının çizdiği AVM’lerin tersine Kapalı Çarşı da rotanızı kendiniz belirlersiniz ve havanın nasıl olduğunu saatin kaç olduğunu takip edebilirsiniz.Bir çok açıdan farklılık gösteren Kapalı çarşı ya bu nedenle apayrı bir gözle bakmak gerekir.Ama  yine de bazı yaklaşımlar, İstanbul’un ilk alışveriş merkezi olarak Kapalı Çarşı’yı kabul etmektedirler. Oysa Kapalı Çarşı ve bugünkü AVM’ler arasında “kapalı bir alanda biraraya gelen dükkânlar topluluğu” olmanın ötesinde pek bir  benzerlik yoktur. Örneğin, Galleria AVM, internet sitesinde şöyle yazmaktadır: “Ekim 1988 yılında kurulan ve Türkiye’yi modern alışveriş kavramı ile tanıştıran Galleria, dünya markalarını ve kaliteyi Türk halkı ile buluşturan ilk adrestir. Türkiye’nin ilk büyük alışveriş merkezi olan Galleria, yıllarca İstanbul’un her noktasından ziyaretçi kitlesine evsahipliği yaparak, Türkiye’de alışveriş merkezlerinin ve tüketici alışkanlıklarının gelişmesine öncülük etmiştir.”
  
  Günümüz AVM’lerinin tarihçesine baktığımız zaman ise bu olgunun ilk habercileri 1900’lü yıllarda Amerika ve Avrupa kentlerinde ortaya çıkan süpermarketlerdir. Süpermarketler geleneksel anlamda alışveriş düzenini değiştiren yapı tipleri olarak ortaya çıkmışlardır.Ekmeği fırından,eti kasaptan,sebzeyi manavdan alan insanlar ilk olarak ürün çeşitliliğini  bu kadar kapsamlı bir şekilde süpermarketlerde görmüşlerdir. Bu  yatırımlar da giderek gelişmiş ve şimdiki halini almıştır.
   
 Ancak günümüzde kullandığımız alışveriş merkezlerinin çıkışı 1950’leri bulmuştur.Yapıldıkları ilk tarihlerde kentlerin banliyo bölgelerine ilgiyi arttırmak amacıyla inşa edilen bu yapılar artık günümüzde yaşantımızın bir parçası haline gelmiş bulunmaktadır.Aynı dönüşümün banliyo bölgelerinde de yaşandığı konusunda görüşlerde vardır; “Banliyö alışveriş merkezleri aile mahremiyeti, kentli istihdam ve otomobilden oluşan bir kültürel pakete bağlıydılar. Banliyölerde yaşayan birçok kadın, özelikle ABD’de çalışmayan anneler oldukları için bu düzenleme onları ev, araba ve AVM’nin ‘özel’ alanına hapsetti. Bu anlamda alışveriş merkezleri, modern yaşamın kamusal alanları haline geldiler. Dahası, AVM’leri gezenlerin sayısının hızla artmasıyla, özel sahipliği olan, özel güvenlik güçleri bulunan tüketim mekânları –resmî olarak olmasa da en azından birçok insanın kafasında- bir kamusal mekân olarak görülmeye başlandılar.” (Gottdiener, 2005)
       
        Türkiye ise  ilk olarak ‘’Alışveriş merkezi’’ ile 1988 yılında Galeria Alışveriş Merkezi ile tanışmıştır. İstanbul'un Bakırköy ilçesinde, Ataköy mahallesinde 1 Ekim 1988 tarihinde dönemin başbakanı Turgut Özal'ın girişimleriyle açılan Galleria yapıldığı dönemde ciddi ilgi toplamış,hatta başka şehirlerden insanlar bile ziyaretçisi olmuştur. 77,906 m²'lik alana kurulan bu AVM  hala günümüzde işlevini devam ettirmekterdir.
   
     Galeria Alışveriş merkezini yapısal özellikleri açısından  incelediğimiz zaman ise  konut dokusuna yakın olmasına karşın gayet içine kapanık,kent ile bütünleşmeyen bir tasarımla karşılaşıyoruz. Fakat Galleria Alışveriş Merkezi, Amerika – Las Vegas’ta yapılan ve 78 alışveriş merkezinin iştirak etmiş olduğu uluslararası alışveriş merkezleri fuarı’ndaki yarışmada “en iyi mimari tasarım”, “detaylı düşünülmüş proje”, “hızlı inşaat ve farklı özellikler taşıyan merkez” ve “en iyi shop mix” ödüllerini almıştır. (1989 )

        Galleria alışveriş merkezinden sonra Türkiye’nin ikinci alışveriş merkezi Ankara’da açılmıştır. 13 Ekim 1989 tarihinde Ankara'nın başkent oluşunun 66. yıldönümüne denk gelen günde 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal  tarafından açılışı yapılan Türkiye'nin ikinci ve Ankara'nın ilk Alışveriş Merkezi başkentte hizmet vermeye başlamıştır.  Atakule Alışveriş Merkezi'ne anıtsal nitelik kazandıran 125 metrelik kule,döner platformu ile Türkiye'de bir benzerinin bulunmayışı sebebiyle yapıyı kentin simgesi haline getirmektedir.Döner platformda bulunan restoran ile meşhur olan alışveriş merkezi,günümüzde yapılan bir çok örnekten farklı olmakla birlikte kentlinin alışveriş geleneğini değiştirmede önemli bir role sahiptir.

   Türkiye yakın tarihlerde tanıştığı bu yapı  tipi günümüzde çok yaygın bir yatırım aracı olmuştur ve gün be gün örnekleri  çoğalmaktadır.

     EVA Gayrimenkul Değerleme ile araştırma şirketi Akademetre tarafından yapılan  araştırma sonucu Türkiye AVM Potansiyeli Raporu 2012-2014 Analizi sonuçlarına göre Şu an Türkiye’de 265 Aktif AVM mevcut, 55 ilimiz ise henüz AVM ile tanışmamış durumda.  Bugünden itibaren 2012’de 40 AVM açılışı bekleniyor. 2013 de bu sayı 29, 2014 de ise 13 olarak bekleniyor. Bu gelişmelerle 2014 yılında Türkiye’de 347 AVM olacak.

   2008 yılında bakılan kaynaklarda İstanbul’da yaklaşık 51 adet AVM olduğu ileri sürülmektedir. Buna göre, bu 51 AVM’nin 6’sı 1995’ten önce yapılmıştır. 1996-2000 döneminde 10 adet AVM yapılmış, 2001-2005 döneminde bu sayı ikiye katlanarak 19’a çıkmıştır. 2006-2008 yılları arasındaki 2 yılda ise 16 adet AVM inşa edilmiştir. Buna göre, İstanbul’da AVM inşaatının 2000’li yıllardan bu yana hız kazandığı görülmektedir. O tarihlerde ki mevcut  AVM’lerden 41’i Avrupa yakasında, 10’u ise Anadolu yakasında bulunmaktaydı. (1)
  Günümüzde İstanbul’da bulunan AVM sayısına baktığımızda ise 2008 sonrasında 4 yıl içinde ki gelişme çok ciddi boyutlardadır. İllere göre bakıldığında İstanbul’ un 81 aktif alışveriş merkezi ile lider olduğu, Ankara’nın 30 ve İzmir’ in 16 alışveriş merkezi ile onu takip ettiği görülüyor.Aradan geçen 4 yılda  sadece İstanbul’da toplamda 40 alışveriş merkezi açılmıştır. Aynı zamanda ziyaretçi sayılarında da ciddi artışlar gözlenmektedir.Aynı araştırmanın sonuçlarına göre 2005 yılında sektörde büyük bir sıçrama yaşandı .  2011 yılı itibariyle AVM’lerin aylık ortalama ziyaretçi sayısı 108 milyon kişi, bir önceki yıl bu rakam 83 milyondu. 2012 de ise rakamın 122 milyona çıkması bekleniyor.
    Peki bu ivmeli artışın sonuçları ne olmaktadır,yapılan her yatırım tasarlandığı gibi istenilen sonuçları elde edebilmiş midir?Tabi ki hayır.Bu kadar fazla sayıda yapılan bu AVMlerden bazıları tabiî ki planlanan süreçleri yaşayamamış,ya kapatılmış ya da işlev değişikliğine uğratılmış,başka bir şekilde değerlendirilmeye çalışılmıştır. Habertürk’ün 22 Nisan 2012 tarihli haberine kapatılan yada işlev değişikliğine uğrayan AVM’ler konu olmuştur.






  Böyle ciddi boyutlarda artış gösteren bu yatırım aracının gündelik yaşamımıza olan katkıları,getirileri ya da götürüleri  nelerdir?
   Bu sorunun cevabı mutlaka kişiden kişiye göre değişecektir. Bazı insanlar böyle merkezlerde çok güzel vakit geçirirken,bazı insanlar ise buralarda geçirilen zamanları bir kayıp olarak görmektedir.Toplumsal açıdan baktığımız zaman mevcutta bulunan bir yere AVM açıldığında oradaki sosyal yaşamı ciddi boyutta etkilediği aşikardır.AVM olmadan önce caddelerde mağaza gezen insanların bir bölümü,AVM’nin gelişiyle alışveriş kültürlerini değiştirecek ve bu yapıları hem bir ticari faaliyet hemde sosyal mekan olarak görmeye başlayacak ,  arkadaşları ile buluşmak için orayı adres seçeceklerdir.Kışın kapalı ,yazın serin bir  ortam sunan  bu merkezler insanların ilgilerini çekecek ve de yaşamlarının bir parçası olacaktır.

        Bu bağlamda İstanbul’da olan AVMlerden bir kaçını incelediğimizde genel olarak yapısal özelliklerinin benzerlik gösterdiklerini söyleyebiliriz.Örneğin;Galleria,Capitol,Metrocity gibi örnekleri incelediğimiz zaman atriumlu plan tipi ile karşılaşıyoruz ki bu plan tipi AVMlerde kullanılan en yaygın tipolojidir.Fakat zaman içinde alışveriş merkezlerinin ikinci bir tipolojiyi barındıran bir değişim yaşadığınıda görebiliyoruz.Akmerkez,kanyon gibi örneklere baktığımız zaman yapı içerisinde rezidans ve ofis gibi işlevleride barındıran bir konum aldığını görebiliriz.Bu izlenen değişimde merkezlarin farklı temalar ve kentsel öğeler ile ilişki kurma çabasını da okuyabiliyoruz.Kanyon’da oluşturulmaya çalışılan sokak havası ile  dış koridor kullanımı  konuya örnek olabilecek tasarımlardır.
  
Son yıllarda açılan Demirören ve Nişantaşı City’s  ise bulundukları konumları itibariyle ciddi eleştriler almışlardır fakat açıldıktan sonra ki  süreç yatırımcılarının planlandığı gibi gelişmiş ve birçok ziyaretçiye ev sahipliği yapmaya devam etmiştir , etmektedir.Nişantaşı ve İstiklal caddesi gibi alışveriş potansiyeli ciddi boyutlarda olan caddelerde  insanların kapalı mekanlara gitmesi aslında biraz ironiktir fakat şöyle bir gerçekte var ki bu eleştrileri yaptığımız mekanları bizde fazlasıyla kullanıyoruz,bizde onlarla yaşamaya alıştık ve bizimde AVM’ler yaşamımızın bir parçası..

Kaynakça:
(1)          http://tr.wikipedia.org (İzlenme Tarihi: 29 Temmuz 2008)
(2)          http://www.hurriyetemlak.com(İzlenme Tarihi: 7 Haziran 2012)
(3)          http://www.mimarlarodasi.org.tr(İzlenme Tarihi: 7 Haziran 2012)
(4)           Büyük Kentsel Projeler Olarak Alışveriş Merkezlerinin İstanbul Örneğinde Değerlendirilmesi
Gülşen Özaydın
Doç. Dr., MSGSÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü
Ebru Firidin Özgür
Dr., MSGSÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü
(5)           http://www.avm.gen.tr

      (6)         Türkiye AVM Potansiyeli Raporu 2012-2014 Analizi


24 Şubat 2012 Cuma

...

Geceleri gökkuşağına boyamak mıdır suçum?

herkes bağırırken şiirler okumak mı,

susmak mı sözün bittiği yerde, kusmak mı sindirebildiklerinizi?

apansız uykum kaçıyor kaç gece, bu da mı aleyhime kanıt?

sondan saymaya başladım adları-böyle hoşuma gidiyor

beğenmeseler de seviyorum ellerimi,

hep olmayacak düşler görüyorum, yenileceğim kavgalara giriyorum durmadan.


İtiraf ediyorum…

Silin adımı listenizden, yokum; aslında bir oyun olan kavgalarınızda ve aslı bir kavga olan



 oyunlarınızda. Kirli sevinçlerinize ortak etmeyin beni. Gözyaşlarınızı da paylaşmıyorum.

Yalan övgülerinize ihtiyacım yok.

Gıyabımda kesinleşmiş hükümler verin.

Bir sürgün nereye sürülebilir? Gölgeler kelepçeye vurulur mu?


Çekilin, yürümediğiniz yolları(mı) kirletmeyin.!


Dostoyevski - Suç ve Ceza